İş ortamında, bazen bir toplantı öncesinde, bazen koridorda ve bir asansörde karşılaştığımız kişilerle veya yazışma yoluyla yaptığımız küçük sohbetlerin değerini hiç düşündünüz mü?
Çok basit ve önemsiz görülen bu sohbetlerin ilişkimize hatta işimize veya kariyerimize etkisi çok büyük olabilir. Çünkü ne kadar çok insanla etkileşim içinde olursak o kadar çok kişiyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Sohbetler sırsında iletişimimizin açık net ve anlaşılır olması karşı tarafın bizi daha iyi anlayabileceği hissi ile beraber temel bir kuraldır.
Araştırmalara göre insanlar üzerinde yarattığımız ilk izlenim ilk 30 saniye içerisinde olmaktadır. Sohbette insanları kısa sürede yargılamak ne kadar doğru değilse de ilk izlenim bizim elimizde olmadan beynimizin otomatik oluşturduğu bir düşüncedir. İlk görüşte aşk a inanıyorsak bunu da kabul etmeliyiz diye düşünüyorum. Ama gerçekte şudur ki mantığımızda insanları hemen değerlendirmeye alıp ‘’işe yarar’’, ‘’işe yaramaz’’, ‘’ehh işte’’, ‘’ hoşlandım’’ gibi sınırlamalarla etiketliyoruz sohbetlerimizde.
Kızgınlık içerisindeki insanlar genellikle kendilerini rahatsız eden duyguyu açık ve yalın olarak ifade etmeden, karşısındakini suçlamaya yönelirler. Genellikle hep ön yargılı oluşlarından dolayı karşısındaki insanın onu anlayamamasına ve doğru sohbet akışına sahip olmazlar. Bu savunucu tavrı ile karşısındakinin onu dinlememesi gibi bir durumla karşılaşır.
Sohbetimizin tatlı ve yolunda gitmesi için karşımızdaki ile iletişimimize ‘’sen dili’’ yerine ‘’ben dili’’ kullanmakla başlayabiliriz. Bunu biraz açıklayalım: ‘’sen dili’’ karşımızdaki insanı ölçme, kalıplara sığdırma ve yargılamayı ifade ederken; ‘’ben dili’’ konuşan kişinin iç dünyasındaki duyguları ifade eder. Karşı tarafın değişmesi ya da nasıl değişmesi gerektiğini değil samimiyetle kendini kabul ettiği şekilde anlatmasını ve dinlenilmesini sağlar.
Tatlı sohbete geçişte diğer bir önemli konu ise empati yapmaktır. Empati: kişinin kendisini karşısındakinin yerin koymaktır. Ve bu durumun sonucu olarak karşımızdaki insanın duygu ve düşüncelerini tam olarak hissedebiliriz ve anlayabiliriz. Empati kurmak için ilk önce karşımızdakini çok iyi dinlemeliyiz ve karşımızdaki kişinin olayları nasıl gördüğünü onun için endişelendiğimizi ve önemsediğimizi ona hissettirirsek artık iletişimimin kurulmaması sohbetin tatlıya gitmemesi için hiç bir engel kalmamıştır. Ne dersiniz belki de sonucunda kocaman bir aşk karşılar onları.
Çok basit ve önemsiz görülen bu sohbetlerin ilişkimize hatta işimize veya kariyerimize etkisi çok büyük olabilir. Çünkü ne kadar çok insanla etkileşim içinde olursak o kadar çok kişiyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Sohbetler sırsında iletişimimizin açık net ve anlaşılır olması karşı tarafın bizi daha iyi anlayabileceği hissi ile beraber temel bir kuraldır.
Araştırmalara göre insanlar üzerinde yarattığımız ilk izlenim ilk 30 saniye içerisinde olmaktadır. Sohbette insanları kısa sürede yargılamak ne kadar doğru değilse de ilk izlenim bizim elimizde olmadan beynimizin otomatik oluşturduğu bir düşüncedir. İlk görüşte aşk a inanıyorsak bunu da kabul etmeliyiz diye düşünüyorum. Ama gerçekte şudur ki mantığımızda insanları hemen değerlendirmeye alıp ‘’işe yarar’’, ‘’işe yaramaz’’, ‘’ehh işte’’, ‘’ hoşlandım’’ gibi sınırlamalarla etiketliyoruz sohbetlerimizde.
Kızgınlık içerisindeki insanlar genellikle kendilerini rahatsız eden duyguyu açık ve yalın olarak ifade etmeden, karşısındakini suçlamaya yönelirler. Genellikle hep ön yargılı oluşlarından dolayı karşısındaki insanın onu anlayamamasına ve doğru sohbet akışına sahip olmazlar. Bu savunucu tavrı ile karşısındakinin onu dinlememesi gibi bir durumla karşılaşır.
Sohbetimizin tatlı ve yolunda gitmesi için karşımızdaki ile iletişimimize ‘’sen dili’’ yerine ‘’ben dili’’ kullanmakla başlayabiliriz. Bunu biraz açıklayalım: ‘’sen dili’’ karşımızdaki insanı ölçme, kalıplara sığdırma ve yargılamayı ifade ederken; ‘’ben dili’’ konuşan kişinin iç dünyasındaki duyguları ifade eder. Karşı tarafın değişmesi ya da nasıl değişmesi gerektiğini değil samimiyetle kendini kabul ettiği şekilde anlatmasını ve dinlenilmesini sağlar.
Tatlı sohbete geçişte diğer bir önemli konu ise empati yapmaktır. Empati: kişinin kendisini karşısındakinin yerin koymaktır. Ve bu durumun sonucu olarak karşımızdaki insanın duygu ve düşüncelerini tam olarak hissedebiliriz ve anlayabiliriz. Empati kurmak için ilk önce karşımızdakini çok iyi dinlemeliyiz ve karşımızdaki kişinin olayları nasıl gördüğünü onun için endişelendiğimizi ve önemsediğimizi ona hissettirirsek artık iletişimimin kurulmaması sohbetin tatlıya gitmemesi için hiç bir engel kalmamıştır. Ne dersiniz belki de sonucunda kocaman bir aşk karşılar onları.